Zamani Durduran Yöntemler

ıuMedikal Estetik Uzmanı Dr. Mustafa Karataş gençliği korumanın yollarını, en etkili teknolojileri ve yılları geri döndüren yöntemleri anlatıyor.

Vücudun en büyük organı olan cilt, aynı zamanda bizi dışarıdan gelen zararlı etkilere karşı da koruyor. Doğduğumuz zaman pürüzsüz, yumuşacık ve pembe olan cildimiz, maalesef yıllar içinde, biz yaşlandıkça donuklaşarak sarkıyor ve kırışıyor. Peki, otuz yaşı geçen her kadının aynaya baktığında gördüğü gözaltı torbalarının, düşmüş göz kapaklarının, ince çizgilerin ve yaşlılık lekelerinin nedeni ne? Ve cildin genç görünümünü korumak için ne yapmalı? 

Bu soruların cevaplarından önce yaşlanma sürecini iyi anlamak gerekiyor. Uzmanlar cilt yaşlanmasını çevresel ve içsel faktörlere bağlıyor. Dr. Mustafa Karataş, çevresel faktörlerin kontrol edilebilir olduğunu söylüyor; "Güneş ışınlarından korunup korunmamak, hücrelere zarar veren toksinlere maruz kalıp kalmadığınız, sigara, alkol içip içmediğiniz, sağlıklı beslenmeye özen gösterip göstermediğiniz sizin kontrol edebileceğiniz çevresel faktörler. İçsel faktörler ise, daha az kontrol edilebilir olanlar. Bunlar, siz daha doğmadan önce programınızda yazılmış olan genetik faktörler." Karataş, cildinizin yıllar sonra nasıl görüneceğini bilmek isterseniz annenize ve anneannenize bakmanızı söylüyor. "Bu sayede, DNA'nızın sizin için nasıl bir gelecek hazırladığını görebilirsiniz." Bilim henüz bu programlanmayı nasıl geri çevirebileceğini bilmese de, anti-aging üstüne yapılan sayısız klinik araştırma, süreci yavaşlatmak için pek çok farklı yöntem geliştirilmesini sağlıyor. Hücre fonksiyonları yavaşlamaya başladığında tüm vücutta olduğu gibi ciltte de bunun etkileri görülmeye başlar. 

Dr. Mustafa Karataş "Mesela cilde elastikiyetini veren, gerilip genişledikten sonra tekrar aynı forma dönmesini sağlayan elastin liflerinin sayısı biz doğduğumuzda en yüksek miktarda bulunurken zaman içinde azalmaya başlar. Elastin üretimi zamanla azalırken 40'lı yaşlarda neredeyse tamamen durur." Tabii ki yaşlanmanın etkileriyle ciltteki tek değişiklik azalan elastin lifleri değil. Dr. Karataş; "Yaş ilerledikçe yüze formunu veren yağ dokusu ve kolajen" diyor ve ekliyor: "Cildin en üst tabakası olan epidermisteki hücre yenilenmesi giderek azaldığı için, cilt yüzeyinde ölü deri hücreleri birikmeye başlar. Bu da cilde donuk ve mat bir görünüm verir. Tüm bunlara yüzdeki kemik ve kas dokusundaki azalma da eşlik eder. Hepsi bir araya geldiğinde ise yüz dolgunluğunu, cilt elastikiyetini kaybetmeye başlar, pigmentasyon lekeleri, ince çizgi ve kırışıklıklar ortaya çıkar. Kısacası yüzdeki yaşlanma belirtileri her seviyede kendini gösterir." Bu tablo kulağa hayli moral bozucu gibi gelse de Dr. Karataş, çevresel faktörlere bağlı yaşlanmayı önlemenin yolları hakkında çok fazla şey bilindiğini ifade ediyor. Örneğin güneş, yaşlanma sürecini hızlandıran en önemli etkenlerden biri. Yaşlanmayı hızlandıran çevresel faktörlerin arasında hava kirliliği ve yaşanılan ortamda bulunan toksik maddelerin de büyük bir rol oynadığı bir gerçek. "Hava kirliliğinin çok olduğu bir bölgede yaşamak daha çabuk yaşlanmanız anlamına geliyor. 

Aynı şekilde eğer sigara içiyorsanız, kendinizi sayısız toksik maddeye maruz bırakıyorsunuz. İşlenmiş yiyecekler, çok fazla kırmızı et ile şeker ve beyaz undan yapılmış yiyecek tüketmek de yaşlanmayı hızlandırır." Dr. Karataş özellikle son on yılda anti-aging dünyasında giderek benimsenen ve sayısız araştırmayla desteklenen bir bilgiyi hatırlatıyor; "Şeker yaşlandırır!" Diyetiniz bol miktarda şeker ve şekerli gıdalar içeriyorsa, hızla yaşlanmanız kaçınılmaz. "Kandaki yüksek glikoz seviyesi kolajen dokuya zarar verir. Glikasyona uğrayan kolajen lifleri aynı karamelize olmuş şeker gibidir. Sertleşir ve kolayca kırılırlar." Hiç kimse ve hiçbir vaka aynı değil. Bu nedenle, herkese aynı işlemi uygulayıp, iyi sonuç almayı beklemek doğru değil. Problemi iyi analiz etmeli ve ona en uygun tedaviyi uygulamak gerekiyor. 

Anti-aging dünyasındaki en popüler yöntemler için Dr. Karataş, "Kırışıklıklar için botoks ve dolgu maddeleri, pigment ve akne lekeleri için kimyasal peeling tedavileri ve lazerler, ciltteki elastikiyet için radyo frekansı ile ses dalgaları ile çalışan teknolojiler ve yüzdeki hacim kaybı için dolgu maddesi olan hyalüronik asit dolgular son derece etkili sonuçlar alıyoruz" diyor. Göz çevresi, alın ve kaş aralarında oluşan, bu bölgelerdeki kasların fazla hareketli olmasından kaynaklanan kırışıklıkları silmek için kullanılan bir nerotoksin olan botoks enjeksiyonlarını artık duymayan kalmadı. Eğer kaşlarınız arasındaki kırışıklıklar çok derinse, buna sebep olan kası paralize etseniz bile kırışığın ciltte bıraktığı izi silemezsiniz. Dr. Karataş, "Cilde hacim vermek, yüzde oluşmuş deri katlarını açmak ve derin çizgilerin içini doldurmak için ihtiyacınız olan asıl şey dolgu maddeleri. 

Juvederm, Radiesse ve Toseyal gibi dolgu maddeleri, cilt hücrelerinde bulunan doğal maddeleri taklit ederler. İhtiyaç olan yerlere enjekte edildiklerinde ise, cilt altındaki kaybolmuş doku yerine geri konmuş olur" diyor. Karataş her dolgu maddesinin, işlevleri benzer olsa da birbirlerinden farklı özellikleri olduğunu söylüyor. "Bazıları daha çok hacim gereken yerlere enjekte edilirken, bazıları ince çizgiler için tasarlanmış. Hepsinin kalıcılık özellikleri de farklı." Hangi dolgu maddesinin nereye ve nasıl enjekte edileceğini bilmek için iyi bir anatomi bilgisine sahip olmak gerekiyor. "Yaşla beraber, gözlerin çevresindeki ve yanaklardaki yağ dokusu azalır. Cilt altı dokusunun desteği azaldığı için ağız kenarlarında katlar oluşur. 

Eskiden dolgu enjeksiyonlarında bu katların hemen içi doldurulurdu ancak bu metot doğal olmayan, şiş bir görünüm oluşmasına neden olurdu. Artık enjeksiyonları bu bölgeyi destekleyen dokuya yapıyoruz ve sonuç gerçekten harika oluyor." Ciltteki kırışıklıkları ve renk farkını yok etmek için dünyanın en eski tekniklerden biri kimyasal peeling. Bu yöntem artık yerini yavaş yavaş lazer teknolojilerine bırakıyor. Kimyasal bir formülle uygulanan peeling işlemi ile ileri teknoloji bir lazer sistemiyle yapılan soyma işlemi etki olarak aslında birbirlerinden pek de farklı değil. Her ikisi de cildin üst katmanını yakarak cildi iyileştirmek için uyarıyor. Cilt iyileşirken kolajen üretimi artıyor ve cilt çok daha pürüzsüz, parlak ve genç görünümlü bir hal alıyor. Yeni nesil teknolojilerin en başarılılarından biri ClearLift lazerler. Bu sistemler cilde enerji gönderirken, yüzeyin tamamına değil, noktasal ve belli aralıklarla atış yapıyor. Ayrıca ClearLift lazerlerin aksine göz çevresi, boyun ve dekolte gibi hassas bölgeler için de son derece güvenli. Dr.Karataş, ClearLift lazerin cilt gençleştirme, ince çizgilerle birlikte kırışıklıklar ve düzgün olmayan cilt rengiyle mücadele etmek için ideal olduğunu söylüyor. Bu yöntem temel dokularda derinlemesine çalışmakta yeterli olsa da, etkili sonuçlar alabilmek için birkaç seans uygulanması gerekiyor. 

Hemen Doktorunuza Sorun

  • Daha Genç Görünmenin Sırları

    Daha Genç Görünmenin Sırları Herkesin yaş alma hızı, genetiğine, seçimlerine (kötü ya da iyi beslenip beslenmediği, sigara içip içmediği, korunmasız olarak güneşe maruz kalıp kalmadığına) ve çevresel...

  • Dolgu Maddelerinin İlginç Kullanım Alanları

    Dolgu Maddelerinin İlginç Kullanım Alanları Hyalüronik asit bazlı dolgu enjeksiyonlarının, dudakları dolgunlaştırmaktan kırışıklıkları doldurmaya, yüze yaşla beraber kaybolan hacmini geri vermeye kadar pek çok fark...

  • Işık Dolgusu ile Daha Genç Bakışlar

    Işık Dolgusu ile Daha Genç Bakışlar Gözaltlarındaki morluk ve çökmelere karşı geliştirilmiş olan Işık Dolgusu ile tek bir seansta daha genç, daha dinamik bakışlara kavuşmak, yüzünüzden yılları silmek mümkün...

  • Botoks Hakkında Bilinmesi Gerekenler

    Botoks Hakkında Bilinmesi Gerekenler Anti-aging dünyasının en çok istenen ve en çok uygulanan kırışıklık karşıtı uygulaması hakkında bilmeniz gerekenler, doğru bilinen yanlışlar ve merak ettikleriniz…

  • Anti-Aging Dünyasının Yıldızı Botoks

    Anti-Aging Dünyasının Yıldızı Botoks Yıllara karşı en etkili savunma aracınız botoks, aynı zamanda endüstrinin en güvenli anti-aging uygulamalarından biri. Peki, botoksu bu kadar özel kılan nedir ve gelecekt...

  • 40’lı Yaşlarda Anti-Aging

    40’lı Yaşlarda Anti-Aging Eğer 30’lu yaşlarınızda düzenli olarak botoks yaptırdıysanız 40’larınıza minimum kırışıklıkla girme şansına sahip oldunuz.