Genç Cildin Sırları

Yaşlanma üstünde etkili olan birçok farklı mekanizma olsa da, süreci yavaşlatmak hatta yılları geri çevirmek mümkün. İşin sırrı cildin nem kapasitesini artırmak ve etkin bir güneş koruma rutininden geçiyor.

Cilt ve cildin gençliğini korumaya yönelik araştırmalar yapan bilim insanları yaşlanmanın nedenlerini iki başlık altında topluyorlar: Doğal yaş alma süreci ile ortaya çıkan yaşlanma ve dış etkenlere, yani çevresel faktörlere bağlı yaşlanma. Yani nasıl yaşlanacağınızı genetiğinizde yazılı olanla ve güneşle ilişkiniz, beslenmeniz, sigara içip içmediğiniz gibi unsurlar dış etkenler belirliyor.
20’li yaşlarınızda cildiniz şehirdeki hava kirliliğinden ya da beslenme modelinizdeki yanlışlardan daha az etkilenir. Ama yaş ilerledikçe cildin savunma mekanizmaları artık eskisi gibi çalışmadığından aynı hava kirliliği, aynı kötü beslenme modeli olumsuz etkisini daha güçlü bir şekilde gösterecektir.
Ancak siz ilk gençlik yıllarından başlayarak doğru anti-aging stratejiler benimser, sağlıklı yaşam seçimleri yapar ve etkin bir cilt bakım rutini uygularsanız, bunların olumlu etkisini orta yaşlarda hatta 60’ınızda bile gözlemleyebilirsiniz.
Bunun tam aksi de geçerli: Gençlik yıllarınızı solaryum salonlarında ya da plajda kavrularak geçirmek, ileriki yaşlarınızda size elastikiyet kaybı, lekeler ve kırışıklıklar olarak geri dönecektir.

Nem Faktörü
Hastalarıma da her zaman söylediğim gibi: Sağlıklı bir cilde giden yol nemlendirmeden geçer. Eğer gençliğinizi uzun süre korumak istiyorsanız cildinizdeki nem oranını korumak önceliklerinizden biri olmalı. Neden? Çünkü cilt hücrelerinin su tutma kapasiteleri azaldıkça cilt kurur ve bu durum kırışıklıklardan lekelere ve sarkmaya kadar pek çok yaşlanma belirtisinin oluşmasına zemin hazırlar. Peki, cildin nem seviyesini korumak için neler yapılabilir?

Profesyonel destek:
• Mezoterapi: Her ne kadar mezoterapi uzun yıllardır uygulanan bir anti-aging işlem olsa da, zaman içinde gelişerek cildin gençliğini korumada altın standartlardan biri haline geldi. Günümüzde yüzde yarattığı lifting etkisi sayesinde karşınıza mezolifting ismiyle çıksa da aslında sistemin arkasındaki mantık şu: Cilde gençliğini ve nemini korumak için ihtiyacı olan molekülleri vermek. Yeni teknolojiler ve bilimsel bulgular sayesinde cildin bileşenlerini artık çok iyi tanıyoruz, bu da mezoterapiyi hiç olmadığı kadar güçlü bir anti-aging silah haline getiriyor. C vitaminleri, aminoasitler, moleküler ağırlığının yaklaşık 1000 katı su tutma kapasitesine sahip olan hyalüronik asit, hatta son günlerde tekrar moda olan uzun yıllardır kullandığımız soman DNA’nın daha etkin formları gibi maddeler vererek, savunma mekanizmalarını desteklemek, nem kapasitesini artırmak, yeni elastin ve kolajen lifleri üretmesi için ihtiyaç duyduğu bütün bileşenleri sağlamak mümkün. Bu sistemin en harika yanı ise enjekte edilen formülü cildin ihtiyaçlarına göre tasarlayabilmek. İnsanlar anti-aging teknolojiler ve işlemler söz konusu olduğunda hep yeni sistemlerin, yeni mucizelerin peşinde koşuyorlar. Ama bu tutku yüzünden elimizde uzun zamandır olan ve gerçekten işe yarayan teknikleri de unutmamak gerekiyor. İşte bunlardan biri de mezoterapi ya da diğer adıyla mezolifting.

• Cilde egzersiz yaptıran tüm sistemler: Nasıl kaslarınızı çalıştırmazsanız, kas yoğunluğunuzu kaybederseniz, cilt hücrelerinize de egzersiz yaptırmazsanız gençlikte sahip oldukları özelliklerini kaybederler. Mesela cildinizin nem tutma kapasitesini artırmak ya da bu kapasiteyi korumak istiyorsanız onları stimüle etmelisiniz. Bu uyarıyı sağlamak için bugün elimizde son derece gelişmiş teknolojiler mevcut. Mesela fraksiyonel lazer sistemleri hem sizi günlük yaşamınızdan, sosyal hayatınızdan alıkoymazlar hem de cilde ihtiyaç duyduğu stimülasyonu sağlarlar. Genç hastalar böyle uygulamalar için orta yaşları, hatta 50’li yaşları beklemeleri gerektiğini düşünseler de, cilt hücrelerini uyaran tüm sistemlerin cildinizin bugününe ve yarınına yapabileceğiniz en önemli yatırım olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Etkili bir anti-aging rutin:
• Doğru aktif maddeler: Cilt bakım rutini hakkında doğru bilinen yanlışlardan biri de, gençlikte hafif bir nemlendirici dışında bir şey kullanılmaması gerektiğidir. Hatta bu düşüncenin arkasında şöyle bir mantık vardır: “Bu yaşta anti-aging krem kullanılırsa, cilt alışır ve ileri yaşlarda cilt gerçekten bu maddelere ihtiyaç duyduğunda etkisini göremezsiniz.” Tam aksi, eğer cilt hücrelerini antioksidanlar, vitaminler ve aminoasitlerle ne kadar erken korumaya başlarsanız o kadar iyi. Hava kirliliğinden, güneş ışınlarına kadar devamlı maruz kalınan serbest radikal hasarını önlemenin en etkili yolu antioksidan güçlerden destek almaktır.

• Cildi tahriş etmeyin: Ancak dikkat etmeniz gereken en önemli şey dozu kaçırmamaktır. Mesela içinde C vitamini olan bir kremin üstüne bir de glikolik asit içeren bir ürün sürerseniz, cildi çok fazla tahriş eder ve hassasiyetini artırırsınız. Cildin koruyucu bariyerine zarar vermek ise kesinlikle en son isteyeceğiniz şeydir. Bu bariyeri kaybetmek cilt hücrelerinin su tutma özelliğine de zarar verir. Unutmayın nemsiz cilt çabuk yaşlanır.

• Güneş koruma şart! Güneş yaşlandırır, güneşlenmeyin! Bunu herkese ama özellikle henüz medikal bakıma ihtiyaç duymayacak kadar genç hastalarıma sürekli hatırlatıyorum. Bronzlaşmanın bedeli, erken yaşlarda ortaya çıkan yaşlanma belirtileri, cilt esnekliği kaybı, güneş lekeleri ve çil gibi pigment değişimleridir. Ancak güneşten korunmanın önemine dair kamuoyunda önemli bir bilinç olsa da gençlerden yetişkinlere herkesi plajlarda güneşlenirken görmek ilginç! En azından yüzünüzü, boynunuzu ve dekoltenizi iyice koruyarak vücudunuzu güneşe tatbikî tutabilirsiniz.

Unutmayın; Güneşin ultraviyole radyasyonuna maruz kalmak, cildin en önemli savunma mekanizmasına, hücre zarına zarar verir. Su moleküllerini içeride tutmak için sağlıklı bir hücre zarına ihtiyacınız var. Hücre zarı zarar gördüğünde, cildin nem tutma kapasitesi azalır ve bu yaşlanmaya doğru geri dönüşü zor bir sürecin başlaması anlamına gelir. Hastalarıma cildi hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruyan geniş spektrumlu bir güneş koruyucu kullanmalarını tavsiye ediyorum. Tabii yine her zaman altını çizdiğim bir şey daha var: Güneş sadece plajda değil siz sokakta yürürken de iş üstündedir. Cildinizin renk değiştirmesi dahi gerekmiyor, bulutlu havalarda bile cilt güneşin yaşlandırıcı etkilerinden nasibini alır.

Hemen Doktorunuza Sorun

  • Daha Genç Görünmenin Sırları

    Daha Genç Görünmenin Sırları Herkesin yaş alma hızı, genetiğine, seçimlerine (kötü ya da iyi beslenip beslenmediği, sigara içip içmediği, korunmasız olarak güneşe maruz kalıp kalmadığına) ve çevresel...

  • Dolgu Maddelerinin İlginç Kullanım Alanları

    Dolgu Maddelerinin İlginç Kullanım Alanları Hyalüronik asit bazlı dolgu enjeksiyonlarının, dudakları dolgunlaştırmaktan kırışıklıkları doldurmaya, yüze yaşla beraber kaybolan hacmini geri vermeye kadar pek çok fark...

  • Işık Dolgusu ile Daha Genç Bakışlar

    Işık Dolgusu ile Daha Genç Bakışlar Gözaltlarındaki morluk ve çökmelere karşı geliştirilmiş olan Işık Dolgusu ile tek bir seansta daha genç, daha dinamik bakışlara kavuşmak, yüzünüzden yılları silmek mümkün...

  • Botoks Hakkında Bilinmesi Gerekenler

    Botoks Hakkında Bilinmesi Gerekenler Anti-aging dünyasının en çok istenen ve en çok uygulanan kırışıklık karşıtı uygulaması hakkında bilmeniz gerekenler, doğru bilinen yanlışlar ve merak ettikleriniz…

  • Anti-Aging Dünyasının Yıldızı Botoks

    Anti-Aging Dünyasının Yıldızı Botoks Yıllara karşı en etkili savunma aracınız botoks, aynı zamanda endüstrinin en güvenli anti-aging uygulamalarından biri. Peki, botoksu bu kadar özel kılan nedir ve gelecekt...

  • 40’lı Yaşlarda Anti-Aging

    40’lı Yaşlarda Anti-Aging Eğer 30’lu yaşlarınızda düzenli olarak botoks yaptırdıysanız 40’larınıza minimum kırışıklıkla girme şansına sahip oldunuz.